6 Ağustos 2015

Benim Adım Kırmızı


 "Doğu da batı da Allah'ındır." (Kuran, Bakara, 115) girişi ile başlayan ve Orhan Pamuk'un kitap yazma süreci öncesinde iki yıl boyunca sürekli nakış, hat gibi konularda derinlemesine araştırma yaptığı ve en iyimser ve renkli romanım dediği kitap: Benim Adım Kırmızı.

"Aşk mı insanı budala yapıyor, yoksa yalnızca budalalar mı aşık oluyor?"

Bundan 12 yıl önce üniversitedeki ilk yılımın ilk günlerinde büyük bir merakla elime almıştım kitabı. Belki o zamanlar bu kadar eski türkçe kelimelere aşina olmadığımdan ve hat, nakış, minyatür sanatı gibi konularda da yeteri kadar bilgi sahibi olmadığımdan kitaptan çabuk sıkılarak, bırakmıştım kitabı.
Şimdi ise bu lezzetli edebi kitabın her bir sayfasını çevirirken, bir sayfa daha gitti diye üzüldüm desem abartmış olmam. Antalya'da başladığım kitabı, farklı farklı yerlerde (denizde, iş yerinde, avm'de, piknikte) okuyup Ankara'da bitirdim.



"Kusur üslubun anasıdır." 

Kitabın en ilginç ve edebi anlamdaki yenilikçi özelliği; konu ve olaylar yavaş yavaş akarken, her bir karakterin ve nesnenin bunları kendi gözlerinden anlatması. Bir bakarsınız "para" konuşur; nasıl elden ele geçtiğini anlatır. Bir bakarsınız bir "at" konuşur; resmedilirken duyduğu memnuniyetsizliklerden muzipçe bahseder. Bir bakarsınız "kırmızı" konuşur; nasıl bir renk olduğunu, diğer renklerden farkını anlatır.  Hatta bir bakarsınız ki, bir "ölü" konuşur; nasıl öldürüldüğünü, ölme anını, ölümden sonra gördüklerini anlatır.

"Kitaplar insanın mutsuzluğuna teselli sandığımız bir derinlik katar yalnızca."

Kitabın Konusu;
Dönemin padişahı III. Murat, üstat Nakkaş Osman'dan frenk etkisi taşıyan (minyatürün aksine, resme perspektif katarak resmi daha gerçekçi bir anlayışla yapmak ve tabii o zamana göre bunun günah olması) bir kitap hazırlatılmasını ister. Bunun üzerine Enişte Efendi ve onun nakkaşları (Zeytin, Kelebek ve Leylek) görevlendirilir. Nakkaşlar kitabın resimlerini yapmaya başlarken, bu kitap için hikayeyi yazacak olanın öldürülmesi ile roman başlar. Kitap boyunca katil kim sorusu merak konusu olacak bir polisiye romanı gibi ancak, bir polisiyeden çok farklı. Bu arada Enişte Efendinin kızı Şeküre ise dört yıldır savaştan dönmeyen kocasını beklemektedir iki çocuğu ile birlikte. Kitabın hikayesini yazacak olan nakkaş öldürülünce, kitabın tamamlanması için devreye Şeküre'ye aşık Kara girer ve ilişkileri gelişir. Bir yandan Şeküre ile ilişki hayatını okuyacağımız Kara'nın bir yandan da nakkaşlar ile olan hayatı ve kitabı bitirmek için çabalarını okuyacağız.

"Nedir renk olmak?
Renk gözün dokunuşu, sağırlığın müziği, karanlıkta bir kelimedir."




Zaman
Olaylar, III. Murat dönemi 1591 yılında karlı dokuz kış gününde geçer.
Mekan
Olayların geçtiği mekanlar İstanbul'un çeşitli yerleridir.
Anlatıcı
Romanda anlatıcı her bölümde farklı olup romanın her bölümü birinci tekil şahıs tarafından anlatılmaktadır.
Dil ve Üslup
Romanın geneline uzun cümleler hakim. Böylece birçok şeyi birden anlatma imkanı olmuş yazarın. Biraz tıkanıp ağır ağır aktığı olabiliyor.
Sonuç
İçinde bulundurduğu polisiye unsurlar ve okurda bıraktığı yoğun merak kitabı okunur kılsa da, Osmanlı resim sanatı hakkında ilgisi olmayan okurlar için zorlayıcı olabilir. Özellikle resim sanatında üslup konusu kitaba hakim iken, ben ilgim dolayısı ile merak ve ilgi ile okudum o kısımları.









14 yorum:

  1. Tarihi kitapları çok sevmem ama bunun konusu güzele benziyor. Okumayı isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıda da belirttiğim gibi nakkaşlıkla ilgili kitap çok fazla ayrıntıya giriyor, eğer bu sizi sıkmazsa kitap gerçekten çok farklı ve ayrıntılı güzel.

      Sil
  2. Yıllar önce okuduğumda bana çok garip gelmişti kitap. Orhan Pamuk nasıl bir ruh hâliyle yazdı acaba diye düşünmüştüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. taa 80'lerin sonunda bu kitabın fikri varmış. O yıllardan beri de araştırma yapınca haliyle çok ayrıntılı yazmış.

      Sil
  3. Tarihi kitapları çok sevmem ama bunun konusu güzele benziyor. Okumayı isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşırı detaylı olduğundan dönemim istanbulu ve yaşamı hakkında oldukça kapsamlı bilgiler de veriyor.

      Sil
  4. çok uzun zaman önce okumuştum biraz ağır ilerlemişti onu anımsıyorum :)
    ama orhan pamuk'un kitapları hep öyle ağır okunması gereken kitaplardan, paylaştığınız bölümler çok hoş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim. Nakkaşlık kısmı biraz ağır, sanat üslup vs gibi konulara ilgisi pek olmayanı biraz zorlayabilir))

      Sil
  5. orhan pamuk okuyamıyom yaaa havasına giremiyom :) ama masumiyet müzesini ziyaret ettim ve sevdim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. masumiyet müzesini 7-8 yıl önce severek ama zorlanarak okumuştum. bunun okuması daha kolay, biraz da konu ilgimi çektiği için))

      Sil
  6. Bu kitap dönüp dolaşıp önüme gelmiş, ama bir türlü elim uzanıp da okumaya yeltenmemişimdir niyeyse. Belki Orhan Pamuk'un uzuun uzun tasvirlerini bildiğimden, üstüne bir de Osmanlı resim sanatı gibi hiç ilgimi çekmeyen unsurlar olunca kasılmış olabilirim. :) Yalnız yazınızı keyifle okudum.
    Bu arada olayları farklı karakterlerin kendi gözünden anlatmasını sevdiyseniz Kafamda Bir Tuhaflık'ı da beğenirsiniz sanırım.
    Çok teşekkürler tanıtım için. Takibe aldım sizi bu arada. Merak ederseniz bana da beklerim. Sevgiler... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Ben çok sevdim kitabı ama özellikle de konusundan birçok kişinin sevebileceğini düşünmüyorum)) Kafamda Bir Tuhaflık'ı da merak ediyorum ama elimde o kadar çok kitap var ki okunması gereken ona ne zaman sıra gelir bilemiyorum)) Ben de takibe aldım blogunuzu, teşekkürler tekrar..

      Sil
  7. "minyatürün aksine, resme perspektif katarak resmi daha gerçekçi bir anlayışla yapmak ve tabii o zamana göre bunun günah olması" burada ifade ettiklerin günümüzde de geçerli. Bazı yobaz kesim tarafından sanat hâlâ lanetlenir. Sanat insanı maddi olan her şeyden uzaklaştırıp, içsel dünyasını genişletip evrendeki bütün canlı cansız unsurlarla bağlantı kurmasını sağlayan bir lütuftur. Müziğin ve sanatın haram olduğu bir toplumda içsel bir ilerleme olamaz, manevi bir iletişim olmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa, bu güzel yorum için teşekkürler, söylediklerin çok doğru. Aklıma Picasso'nun "sanatın amacı, ruhumuzu gündelik hayatın tozlarından temizlemektir" lafı geldi. Sanatla var olan toplum ya da kişinin her neyse, kötü bir şey yapacağını hiç görmedim, duymadım. Gelişmişlikle alakalı...

      Sil