17 Haziran 2016

Theo’ya Mektuplar – Vincent Van Gogh

Van Gogh'un Ocak 1873’ten temmuz 1890’a kadar yaklaşık on yedi yıl boyunca,  kardeşi Theo'ya yazdığı mektuplardan oluşan kitap, Van Gogh’un yaşam ve sanatına dair ip uçları sunuyor bize.


Özellikle son yıllarına doğru daha melankolik ve bunalımlı bir ruh haline sahip olduğunu anlayabiliyoruz. Van Gogh’un hayat hikayesi hakkında biraz fikir sahibi olduktan sonra, mektuplardaki düşünceler daha anlaşılabilir oluyor.



Hayatı boyunca sadece 1 tane resim satan ve modern resme geçiş sürecinde başı çeken bir ressamın şu anki resimlerinin değeri milyon dolarlar ediyor. Kitabı okurken, çektiği sıkıntılar ve maddi zorluklar karşısında zor şartlarda resim üreten Van Gogh'un hep bu günleri en azından görebilseydi diye düşünüp durdum. Ya da en azından resimlerine değer verildiğini...



Yine kitabı okurken hissettiğim bir diğer şey de şu oldu. Kardeşine o kadar saf bir şekilde yazmış ki iç dünyasını ve düşündüklerini çok iyi anlayabiliyorsunuz. Tamamen duygularını önüne set çekmeden kardeşine edebi bir şekilde anlatması yine günümüzdeki teknoloji ile hadi bayy diye biten basit konuşmaları aklıma getirince, acaba o devirde mi yaşasaydım diye de düşünmeden edemedim. Mektupların ayrı bir sıcaklığı var belki de. 

Kitabı Pınar Kür çevirmiş türkçeye, ama sanırım ingilizceden çevirmiş. Mektuplar da Hollandaca olunca, sanki yer yer bazı şeyler eksikmiş gibi hissettim. Resme ilgisi olan ya da olmayan herkesin okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap, başta da dediğim gibi yine de biraz hayat hikayesini bilmek gerekiyor, daha iyi hakim olabilmek için.

5 yorum:

  1. Ne kadar acıdır hep öyle oluyor bir sanatçı yaşamı mücadeleyle geçiyor, çalışıyor, çabalıyor bir kazanımı olmuyor ama ölünce kıymeti anlaşılıyor.Nedim Günsür 'de benim eniştemdi sağlığında da satıyordu ama ölünce resmleri inanılmaz prim yaptı. Bu kitabı mutlaka edinip okuyacağım.

    YanıtlaSil
  2. Evet İlhan Bey, çok az olsa da genellikle hep öyle olmuş. Belki de hep söylenilen gibi, o ressamın imzasından başka bir resim daha çıkmayacağı için değerleniyor biraz da galiba resimler. Nedim Günsür demek eniştenizdi; resimleri hakkında az çok bilgim var ki şimdi söyleyince yine internetten baktım, inanılmaz ve naif resimlere sahip. Kitabı da fırsat bulursanız okumanızı tavsiye ederim. Çok teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. Doctor Who'nun bir bölümünde Van Gogh'u resim sergisine götürüyordu, sanki gerçekten görmüş gibi mutlu olmuştum. Resimden anlamam ama Van Gogh benim en sevdiğim ressamdır.

    Akira Kurosawa'nın Düşler filminde de bir düş bu ressamla ilgilidir, eğer izlemediysen tavsiye ederim. O filmdeki en sevdiğim ikinci düştür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akira Kurusawa'nın Düşler filmini hiç duymamıştım, merak ettim ve bulabilirsem izlemek isterim. Van Gogh'un hüzünlü bir hayat hikayesi var. Filmlere de konu olmaya müsait cinsten. Güzel yorum için geç de olsa teşekkür ederim.

      Sil
  4. Bu kitapları geçekten çok ama çok seviyorum. Büyük bir zevk ile okuyacağım. Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil